Ana sayfa Yemek Hikayeleri MAĞARALARDAN TARLALARA BİRANIN TARİHİ

MAĞARALARDAN TARLALARA BİRANIN TARİHİ

30
0
PAYLAŞ

Bira tarihi milattan önce 10.000’li yıllara dayanan dünyadaki en eski ve günümüzün en popüler alkollü içeceğidir. Neredeyse her ülkenin kendine özgü bir bira mayalama yöntemi bulunur. Diğer alkollü içeceklerin ise bu konuda coğrafi ya da iklimsel faktörler nedeniyle limitleri mevcuttur. Bira her yerde bulunur ve temel birleşenleri şarap gibi içeceklere göre daha kolay elde edilir. Biranın çağlar süren popülerliğinin arkasındaki faktörler arasında yapılışının kolay olması ve ekonomikliğinin yanı sıra susuzluğa çare olması da sayılabilir. Temiz içme suyuna ulaşımın zor olduğu dönemlerde kolera, tifo gibi salgın hastalıklardan korunmak için bira tercih edilirdi. Londra’daki hastanelerde  18.yy’da hastalara hastanenin kendi bira fabrikasında yapılan biralardan günde 3 adet tahsis ediliyordu. Biranın önemli özelliklerinden biri de önemli ölçüde besin değeri taşıması. 2011 yılında hazırlanan bir rapora göre 2010’daki küresel bira tüketimi 182.69 milyon kilolitreye ulaşmıştır. Bu astronomik rakam 288.6 milyar 633 ml’lik şişeye eşdeğerdir. Bu rakam yıllık yüzde 2.4 artışla her yıl büyümeye devam ediyor.

beer-1482748_1920

Plato’nun da dediği gibi “Birayı keşfeden adam ne bilge adamdır” Tabi ki bu adamın kim olduğunu bilemiyoruz. Çünkü ilk birayı mayalayanlar, günümüzde Türkiye, Irak ve İran’ın bulunduğu bölgede yaşayan neolitik dönem insanlarıydı. Mezopotamya topraklarında ekin hasatı yapan çiftçiler yanlışlıkla malt işlemini keşfettiler. Belki de nemlenmiş ve filizlenmeye başlamış tahılları korumak için kurutuyorlardı ve bu aşamada salgılanan enzimlerin tahıldaki nişastayı fermente şekere dönüştürdüğünü buldular. Bu buluş baştan çıkarıcıydı. Çünkü üretilen bu içecek;  rahatlatıyor, susuzluğu gideriyor ve yüksek besin değeri içeriyordu. Alkollü içkilerin imalatı ve yöntemleri farklı kıtalarda birbirinden bağımsız gerçekleşti. İnsanlar içki konusunda meraklı ve istekli hale geldiler. Farklı bölgelerde yerel olarak yetişen tahıl ekinleri ve meyvelerden fermantasyon işlemi ile çeşitli içkiler keşfedilmeye başlandı. Hatta göçebe yaşam tarzından yerleşik hayata geçişin en büyük motivasyon kaynağının ekin yetiştirmek ve bira üretmek olduğunu savunan antropolojik bir bakış açısı mevcut.

beer-926287_1920

Mahsul yetiştirmek için Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki bölgede yerleşik hayata geçen ilk göçebe avcı ve toplayıcıların Sümerler olduğu düşünülüyor. Ortadoğu’nun ilk önemli medeniyeti olan Sümerler; tekerleği ve yazı sanatını da icat ettiler. Bu neolitik dönem insanları 5 bin yıl önceye yazılmış kil tabletlerinde bira tariflerini kaydettiler. Kil tabletlerinde “Ninkasi’ye Bir İlahi” adında antik bir yazı bulundu. Ninkasi, Mezopotamya uygarlıklarının doğurganlık, hasat, aşk ve savaş başlatan tanrıçalarıydı. Ninkasi’nin dokuz çocuğunun her biri alkolün etkilerini çağrıştıran isimlere sahipti; oğulları “kavgacı” ve “palavracı” gibi…

factory-1518504_1920

M.Ö 2000’lerde Babilliler Sümerler’in yerine geçti. Ünlü Babil Kralı Hamurrabi bira yapımını formalize ve kategorize etti. Hepimizin okul çağlarında öğrendiği meşhur Hamurrabi yasaları bira hakkında da standart kurallar getirmişti. Hamurrabi bu yasalarla birayı 20 farklı stilde tanımladı. Bunlardan sekizi sadece arpa ile hazırlanmalıydı ancak diğerleri ise farklı tahılların kombinasyonu ile hazırlanabilirdi.

beer-2218900_1920

M.Ö 3000’lerde Mısırlılar da kendi başlarına en dikkat çekici bira üreticilerindendi. Mısırlılar biranın içine zencefil, safran, ardıç gibi ot ve baharatlardan oluşan farklı aromalar katarak “heget” adını verdikleri güçlü bir bira imal ediyorlardı. Mısırlılar için bira Sümer ve Babil’e göre çok daha fazla anlam taşıyordu. Mısır tıbbı için önemli bir elementti, ölümden sonra insanlara eşlik etti ve tanrılara armağan olarak sunuldu. Mısır tanrısı Osiris doğurganlık, ölüm ve dirilişten sorumlu olmanın yanı sıra bira yapanların koruyucusu kabul ediliyor ve Ölüler Kitabı’nda heget birasına atıfta bulunuluyordu. Mısır’daki bira imalatı Büyük İskender’in ülkeyi istila etmesinden sonra bile büyüyerek devam etti. M.Ö 430 yılında Yunan tarihçi Heredot Mısır’ı ziyaret etti ve “Mısır ülkesinde üzüm olmadığı için arpadan kendi şaraplarını yaptıklarını“ yazdı. Yunanlılar ve Romalılar tahıldan daha çok üzümden yapılan içeceği tercih ediyorlardı. Kuzeyde ise durum tam tersi, Vikingler için bira çok değerli bir içecekti. Viking savaşçıları düşmanlarının kafataslarını bira içmek için kullanıyorlardı. Bu Viking geleneği sayesinde kafatası anlamına gelen ve İngilizce kelime olan “skull” İskandinavya’da şerefe anlamına gelen ‘skål!’dan türetildi. İskandinav mitolojisine göre Vikingler, öldükten sonra büyük savaşçıların kabul edildiği “Valhalla”nın büyük salonunda Heidrun adlı keçinin memelerinden sürekli akan bira ile alem yapacaklarına inanırlar. Bira bir çok toplumda mitolojinin, tıbbın ve günlük hayatın en önemli parçası haline gelmişti.

bottle-caps-1866945_1920

Birçok ülke lokal yöntemlerini kullanarak kendi bira markasını yarattı. Hatta bira tüketim biçimi bile bölgesel olarak farklılık gösteriyordu. Belçikalıların bira ve yiyecek kombinasyonları ve hatta bu konseptler için özel bir deyimleri var; cuisine de la biére. Buna göre sarı ve altın bira için baharatlı tavuk, kırmızı bira için sarımsaklı hindi sosisi ve bir çeşit meyveli bira olan Lambik bira için biberiyeli tavuk kızartması gibi kombinasyonlar oluşturulmuştur. Bira toplumların mutfak kültürünün bir parçası olmaktan çok daha ötede bir konuma sahiptir. Ülke kültürüne, sosyolojisine ve ulusal kimliğine nüfus etmiş antik bir madde bira. Büyük bira markalarına bir bakın; Amstel- Hollanda, Asahi- Japonya, Becks- Almanya, Bernard- Çek Cumhuriyeti, Carlsberg- Danimarka, Kronenbourg- Fransa, Tiger- Singapur, Peroni- İtalya… Adı geçen ülkelerin çoğunda bira müzeleri mevcut ve uluslararası bira festivalleri düzenleniyor. Ülkeler için bira bir marka, toplumları kaynaştıran, eğlendiren ve buluşturan bir element. Belki de “Homo sapiens” olarak yerleşik hayata geçmemizin temel sebebi…

İlgili İçerikler

ADABIYLA YENİLMESİ GEREKEN JAPON LEZZETİ: SUŞİ... Doğu Asya’nın okyanus ülkesi Japonya, bir ada ülkesi olduğu için beslenme alışkanlıkları da buna göre oluşmuş. 6.852 adadan oluşan bu ülkenin mutfağın...
ARİSTOKRAT ÖĞÜNÜ: İNGİLİZ ÇAY SAATİ VE TARİHİ... Londra sokaklarında doğan sütlü çay, öğleden sonra 3 ile 5 arasında verilen İngiliz çay saati molasının baş aktörü. Yanında somonlu, jambonlu, füme et...
BİR YENİDEN DOĞUŞ UMUDU: PASKALYA YUMURTALARI VE T... Rengarenk, üzeri süslemeli, haşlanmış Paskalya Yumurtaları Hristiyanlıkta Mesih’in yükselişini anımsatan bir kutlama objesidir. Bununla birlikte haşla...

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here